15 haziran 2008
Biliyor musun ?Beni gerçekten sevdiğini sanıordum , seni hücrelerime kadar hissede biliordum ama “Sessiz kalışlarım” yersiz değildi. O yüce 2 kelimeyi, bu çağın insanlarının olduğu gibi bozuk para misali harcamasıydı sessizliğim. Bana her sevdiğini söylediğinde verilmemiş umutların seni nasıl getirdiğinin, nasıl bir soğuk rüzgarın önünde son bahar yaprakları gibi yok olmanın çelişkisini yaşıordum ben.Sen her defasında sevdiğini sölediğinde, unutulmak kurşunuyla vurulmanın verdiği acı ile bin kez ölüyodum haberin yok.Sustum sen gittikten sonra, Kan revan içinde kaldım, krizler geçirdim yokluğunla ve yaralarım durmadan kanadıığı halde yaralarıma deva olur diye tuz basarcasına her saniye senden 1 parça aradım. Odamın duvarlarından yankılanan her çığlıkta sesini aradım ama yoktun.Biliorum ki bu film senin filmindi.Bense 1 oyuncuydum, kendimi bu rüyanın senaryosunda başrolde sanırken "buruşmuş bir kağıt parçası gibi, yumrukla sıkılırcasına bır kagıt paçavra" gibi kullanıp atılınca anladım aslında figüran olduqmu… evet figürandım ben, ruhu kullanılıp atılan, Şimdi yokluğunun senaryosunu yazıorum gözyaşlarımla, oyuncular belli; başrolde ayrılık ve gölgen var. Yalnızlık ve hüzün sokağında çekilecek bir filmin son perdesindeyim....